yeraltı

Haziran 11, 2007

rize’li ali’nin hikayesi

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:09 am

Galata’da dostu varmış,
Mahpushanede postu varmış,
Rizeli Ali’nin.
Çok kahrını çekmiş denizin,
Anlattı bana:
Bu yıl balık vurmamış dalyana
Yuh olsun be!…diyor:
Şu koca, koskocaman denize,
Metelik bile vermedi bize.
Canına yandığımın dünyasında,
Parasız yaşanmazmış,
Tütünü yokmuş tabakasında;
Dost varmış,
Düşman varmış,
Şu canına yandığımın dünyasında.

Kaldırdı yırtık ceketinin yakasını,
Emdi yudum yudum son izmarit sigarasını.
Kimseye mihnet etmezmiş
Satarmış takasını.

şaşkınlık

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:09 am

Şaşıyorum!
İnsanoğlunun aya gönderdiği füzeye…
Şaşıyorum!
Ekmeklerin bu kadar küçülüp
Çocukların bu kadar büyüdüğüne…

Al takke ver külâh,
Yaşayıp gidiyoruz.
Topu topu yumruk kadar bir yürek…
Şaşıyorum!

usandım

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:09 am

Usandım,
Yeşermemiş umutsuz bahçeyi beklemekten
Usandım,
Tarla kuşunun sesinden
Usandım,
Bu yürekten, kendimden
Usandım,
Durup durup, seni özlemekten!..

istanbul

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:08 am

Canım İstanbul;
Sokaklarında, caddelerinde kucak, kucak,
Çiçek satılan şehir.
Haliç, tersane ameleleri..
Bir tütün yaprağı gibi: rejili işçi kızlar!..
İnsanlarla dolu, canım insanlarla,
Vapurlar, tramvaylar..
Yerimde duramıyorum,
Ayaklarım koşuyor, kahrolası ayaklarım!
Ekmek peşinden;
Kapayın ellerinizle yüzünüzü büyük patronlar
Mahmut Yesari Bey geçiyor Babı-âli caddesinden

“Vazgeç ulan taksimden
Dertliyim yine bu akşam.
Söyle kızım Aksaraylı Leman,
Hüzzam faslından söyle,
Güzeldir, hazindir faslı hüzzam”.

“Biz ehli kalemdeniz,
Dertliyiz…
Balık pazarında birkaç kadeh
Bulanık rakı içelim dedik bu akşam,
Balık pazarında iyot kokuyor bu akşam,
Yanımızdaki masada “Cevriyem” türküsünü söylüyor,
Büyük elli, büyük ayaklı üç adam
Yarın yine havada lodos var,
Yarın yine
“Gözlerinden anladım Cevriyem sende kara sevda var”

İstanbul, güzel şehir,
Affeyle bizi.
Gerçi övemedik ufkunu, mehtabını, denizini…
Sen doldur oğlum kadehlerimizi
Dertliyiz yine bu akşam.
“Söyle kızım Aksaraylı Leman;
Hüzzam faslından söyle,
Güzeldir, hazindir faslı hüzzam!..

biliyorum2

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:07 am

Bir daha nasıl doğurur analar beni
Bir daha nasıl sallanır servi boyum rüzgârda
Bir daha nasıl kalem tutar ellerim
Nasıl yazarım
Nasıl çizerim

Bir daha ben böceğim
Belki yaprak
Belki toprağım
Bir daha göremezsiniz yüzümü
Ağlayamam gülemem konuşamam bir daha

Kurtlar kuşlar
Kıymayın bana

ekmeğe kaside

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:07 am

Fırıncı Ahmet Ağa’ya

Ben senin kadrini bilenim,
Ey! Kölesi olduğum!…
Ben senin kadrini bilenim!…
En güzel şiirlerimi senin için yazacağım;
Yemin ederim!
Az mı kahrını çektim?
Kölesi olduğum!…
Az mı kahrını çektim?
Gün oldu da
Seni tuza, bibere banıp yedim.
Gün oldu da
Sevgilimden çok girdin rüyalarıma,
Islık çalarak eve döndüğüm akşamlar
Sen vardın koltuğumun altında.
Merhemisin sancısı dinmiyen çürük etin!
Anasından evvel,
Seni tanıdı,
Seni sevdi her yetim.
Alnımdan boşanan boncuk boncuk ter
Senin uğruna!
Çok günler seni kazanabilmek için küfrettim:
Ana avrat insanoğluna!
Sen yokken neyliyeyim,
Mozart’ın sonatlarını, Beethoven’i
Dudaklarım en güzel şarkıları söylüyor:
Bağrına bastığım zaman,
Kara somunu!
Kara somunu!

biliyorum

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:07 am

Biliyorum
Bir gün bu şehirden gideceksin,
Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda,
Elinde ufacık valizin,
Ne yapalım hayat bu,
Yaşamak biraz böyle diyeceksin…

İçinde hür maviliklerin özlemi,
Küçücük odanı, kitaplarını
Ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni,
Biliyorum,
Bir gün bu şehirden gideceksin.

alacakaranlık

Kategori: Fethi Giray — rint @ 8:06 am

Dayan bakalım,
Dağları delen Ferhat!
Dizboyu çamurdasın.
Bütün gün parkta uyuyan insanların,
Resmini çizen Ömer,
Aslan Ömer!
Haklısın…

Yaprağın yeşili,
Vay anam vay!
İçimi dağlar göğün mavisi.
Dayan bakalım,
Dağları delen Ferhat!
Vakit alacakaranlıktır şimdi.

Mayıs 18, 2007

Gel sen beni affet! Anam, kardeşim, karım. Şimdi…

Kategori: Fethi Giray — rint @ 1:37 pm

Gel sen beni affet!
Anam, kardeşim, karım.
Şimdi gece yarısı,
Bu saate ben kaldırımlarda olmalıyım.

Bu saatte,
Alnından öpmeliyim-:
Evine ekmek parası götüren yetim çocuğun
O ufacık, o çıplak ayakların sesinde,
Utanarak
Duymalıyım yokluğu.

Bu saatte,
Derdini bilmeliyim,
Şu köşe başında sızmış olan adamın,
Bu saatte ben,
Gözlerinde yaş olmalıyım,
Her ağlayanın.

WordPress.com'dan blog alın.